<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>CcPortal.Net - Köşe Yazıları için özet akışı..</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr</link><description>abone konusu eklenir</description><webMaster>bilalkus@cardakcpl.k12.tr</webMaster><copyright>T.C. Millî Eğitim Bakanlığı K.Maraş Göksun Çardak </copyright><language>tr-TR</language><item><title>BELÂ'NIN ÖNÜNDEN ÇEKİLMESİNİ BİLİN!</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=125&baslik=belâ_nin_onunden_cekilmesini_bilin_</link><description>Okyanus adlı dev bir lügati Arapçadan Türkçeye çeviren Asım Efendi, bir öğrencilik hatırasını şöyle anlatmaktadır: - Tahsilim zamanında bizim medreseye en yakın fırından ekmek alırdım. Senelerce bu fırının müşterisi olmaya devam etvveeshy;tim. Bir sabah yine âdetim üzere ekmek almak makvveeshy;sadıyla bu fırına geldiğimde, fırında çalışan birişçivveeshy;nin, bir haksızlığına maruz kaldım. Herkese ekmek veriyor, sıramgelip geçtiği halde bir türlü beni görmüyordu. Adamı şöyle ikaz ettim, böyle hatırlatmavveeshy;da bulundum ise de, hep bana ters cevap veriyordu. Önsırada beni görmezlikten gelip, hep arka sıralardakileri tercih ediyordu. Artık canım burnuma gelmişti, bu haksızlık karşısında. Fırının yanında, ayak altında duran bir taşı kaptığım gibi, adamın üzerine yürümeye karar verdim.Ama tam o sırada birden aklıma geldi: - Bu adam bir belâya müstahak hale gelmişse, neden bunu benim elimden bulsun? Ben de onu bevveeshy;lâya atan adam suçunu yükleneyim? Sabredeyim, mutlaka bunun içinde bi...</description><author>bilalbird</author><category>Okunma: 48</category><pubDate>01-Kas-2009 21:22:59</pubDate></item><item><title>Dünyanın en güzel tablosu</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=124&baslik=dunyanin_en_guzel_tablosu</link><description> Meşhur bir ressam, günün birinde dünyanin en guzel şeyinin resmini yapmaya karar verdi.Bunun için de uzun bir yolculuga cikti. Agaclik bir yolda giderken yaşlı bir adama rastladı ve ona dünyanin en güzel şeyini sordu. İhtiyar: imandir dedi. Biraz ilerleyince kasabada bir dügün gördü. Kalabaligin arasindan geline dogru ilerleyerek ayni soruyu ona da sordu. Gelin gözlerinin icin gülerek: “Dünyanın en güzel seyi aşktır” dedi. Sonra cepheden dönen yorgun bir askerle karşılaştı. Aynı soruyu ona da sordu ve su cevabi aldi: “Dünyanın en güzel şeyi barıştır.” Ressam kendi kendine iman, aşk ve barışın resmini nasil yapabilirim ki diye düsünürken evin yolunu tutmustu. Evin kapısından içeri girdiginde dünyanın en güzel manzarasinin karsisinda durdugunu düsündu. Çocuklarinin masum bakışlarında iman, karısının gözlerinde aşk, evinde ise barış hali vardı. Böylelikle dünyanın en güzel şeyinin resmini yapmaya koyuldu. Resim bitince de adınışöyle koydu: Evim. ...</description><author>bilalbird</author><category>Okunma: 18</category><pubDate>07-Mar-2009 23:40:22</pubDate></item><item><title>Kablosuz ağınızı korumanın 10 yolu</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=123&baslik=kablosuz_aginizi_korumanin_10_yolu</link><description>Bilincsizce kurulan bir kablosuz ağ çoğu zaman riskli olabiliyor. Kurulum için çok acele etmemiz ve bu esnada da ince güvenlik ayarlarını atlamamız çok önemli. Günümüzün Wi-Fi ürünlerinde bir güvenlik ayarı yapmak sanıldığından çok daha kolay olabiliyor. Birçok ürün artık kullanıcı dostu olması bu işi inanılmaz derecede kolaylaştırıyor. Yinede bilmeyenler için evinizdeki kablosuz ağın güvenliğini arttırmak için izlemeniz gereken adımları özetliyoruz. 1-Varsayılan (Default) Yönetici Şifrelerini Değiştirin Kablosuz ağ ürünlerinde mutlaka web üzerinde ulaşabileceğiniz bir arayüz vardır. Bu arayüz, birçok ayarı çok rahat bir şekilde yapmanızı sağlaması için çok önemli. İşte bu web aracı sadece doğru kullanıcının girebilmesi için bir ‘login’ ekranıyla korunur (kullanıcı adı ve şifre). Yeni alınan bir ürünün yönetici şifresi, kullanma kılavuzunda yazılıdır. Bu şifre o seri tüm ürünlerde geçerlidir. Dolaysıyla bu şifre değiştirilmezse kötü niyetli kişiler kablosuz ağ ürününe erişip siz fark e...</description><author>bilalbird</author><category>Okunma: 23</category><pubDate>22-Şub-2009 10:49:26</pubDate></item><item><title>Bekleyelim Bakalım YENİ</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=122&baslik=bekleyelim_bakalim_yeni</link><description> Bizim öğrencilerimiz içinde böyle olanlardamı var.Dün WC de bir yazı gördüm. İnsanlarımız hala bu kadar beyinleri küçük mü yoksa az mı çalışıyor? Anlayamadım. Yazıyı kimin yazdığınıda buldum. nasıl diye sormayın anlamak için kör olmak lazım. Ufak bir araştırma ile yazıların kimlere ait olduğunu buldum. Ama yazıyı yazanın gelip neden yaptığını söylemesini bekliyorum. O kelimeleri neden ağzına aldığını anlamaya çalışıyorum. Bu konuda ailenin üzerine büyük görevler düşüyor. Aynı memleketin insanları olarakanne babalrımızın evlatlarının yanında konuştuklarına dikkat etmediklerine ben çok şahit oluyorum. çocuk ister istemez anne babayı örnek alıyor. Tabiki çocuklarımızın ağızdanda küfür düşmüyor. Yazılan yazıda o kadar komik ki doğru türkçesi olmadığıda belli Tabiki bu çocuklar bizim evlatlarımız. Bunların yanlış olduğunu öğretmekte bize düşüyor. Onları dışlamak ve kötülemek istemiyoruz. Yanlış yaptığının kararına varması gerekiyor. Artık teknoloji çağında yaşıyoruz. eğitim ve öğretim o ka...</description><author>nans</author><category>Okunma: 220</category><pubDate>20-Kas-2008 21:48:04</pubDate></item><item><title>BİLİMİN ÇÖZEMEDİĞİ 10 SIR</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=121&baslik=bilimin_cozemedigi_10_sir</link><description>1 - BEDEN / ZİHİN BAĞLANTISI : Bir efsaneye dönüşen ‘plasebo etkisi’ zihinle beden arasındaki muhteşem ilişkinin en basit kanıtı. Bu etki kendini şöyle gösteriyor: Sahte, yani aslında ilaç olmayan bir ilaç aldıklarından habersiz denekler, dertlerine derman olacak bir hap ya da şurup içtiklerini düşündüklerinden kendilerini daha iyi hissediyorlar. Üstelik etki kimi zaman bununla da kalmıyor, tıbbi belirtilerde de düzelme görülüyor. Plasebo deneklerine bakınca, insan ister istemez, zihin neye inanırsa bedeninin de onu yaşadığına hüküm getiriyor. Pek çok uzman, zihnin yardımıyla bedenin kendi kendini iyileştirebilme kabiliyetinin, modern tıbbın yaratabileceği bir ‘mucize’den kat be kat büyüleyici olduğuna inanıyor. 2 - HAYALETLER : Hayaletlerin varlığı hakkında ciddi bir kanıt olmamakla birlikte, onları gördüğünü, onlarla konuştuğunu, onların fotoğraflarını çektiğini ısrarla anlatan -içten ya da değil- şahitler, pek çok insan var. Ancak bilim henüz yanıtı bulamadı. 3-3 - DEJA VU : Fransız...</description><author>ayseyasti</author><category>Okunma: 93</category><pubDate>19-Kas-2008 10:57:39</pubDate></item><item><title>Gençlere Öğütler</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=120&baslik=genclere_ogutler</link><description>1) Çalışmak için müsait vakit ve saat bekleme. Bil ki her gün, her saat çalışmanın en uygun zamanıdır. 2) Çalışmak için müsait yer ve köşe arama. Bil ki her yer, her köşe çalışmanın en uygun yeridir. 3) Çalışmaya oturduğun zaman tıpkı ateş hattında düşmanı gözleyen bir asker gibi uyanık ol ve dikkat kesil; bütün ruhi, bedeni kuvvetinle kendini işine ver. 4) Devamlı ritmik çalış. Her gün aynı saatlerde mutlaka çalışmaya otur. 5) Düşünen insan, maden kuyusunda kazma sallayan işçiden daha çok çalışır. Fikri çalışmalar için günde, devamlı olarak aynı vakitte, 2-3 saat yeter. İbn-i Sina ´Kutb-u Şifa´ adlı eserini günde iki saat çalışarak yazmıştır. 6) Çalışmayı uzun ara vererek terk etme. Her günün derdi ve işi ayrıdır. 7) Bir eseri ne kadar tamamlarsan(bitirirsen), ondan istifade o kadar fazla olur. Bir günde ve bir zamanda yapman gereken işi ertesi güne bırakma. Zira her günün derdi de, işi de kendine yeter. 8) Her gün bir eserden yüksek sesle beş-on sayfa oku. Bu sayede konuşma ve söz sö...</description><author>FBADEM</author><category>Okunma: 58</category><pubDate>31-Eki-2008 08:29:38</pubDate></item><item><title>Şehit Oldum Anne</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=119&baslik=sehit_oldum_anne</link><description>15 Şehidimiz, Analarımız, Tüm Milletimiz Adına ve Terörün Çirkin Yüzünü Gözler Önüne Serebilmek Umuduyla... --------------------------------------------------------------------------------Anne bugün on ay oldu oğlun asker olalı. Şafak 150 yani. Az kaldı be anacığım, ağlama sakın tamam mı? “Oğlum uzakta” diye üzülme, bana büyüklerim vatanı korumamı emretti, bundan büyük onur mu olur anne, gurur duymalısın benimle. Vatan bize emanetmiş anne, öyle söylüyor her sabah komutanım, bir de “vatan sana canım feda” diye haykırıyoruz her sabah. Bu vatana can feda edilmez mi anne! Çok özledim anne buz gibi pınarımızın suyuna karpuz koyup, közde çay demleyip içmeyi… Bir de Ayşe’yi anne,çok özledim onu,selam söyle olur mu? Varır varmaz kırk gün kırk gece düğün yapacağım ona, söyle o da üzülmesin. Önceki gece yine yıldız sesleriyle uyandık anne, yıldız değillermiş, silah sesleriymiş anne. Karakolu basmış teröristler, Aydınlı Musa ile Urfalı Cemal’indi nöbet sırası; öldürmüşler Recep ile Cemal’i. Cemal...</description><author>ayseyasti</author><category>Okunma: 114</category><pubDate>16-Eki-2008 09:12:47</pubDate></item><item><title>Bilgisayarları ele geçiriyorlar</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=118&baslik=bilgisayarlari_ele_geciriyorlar</link><description>Çok sayıda bilgisayarın uzaktan kontrol edilmesine izin veren bir programın bulaştırıldığı ve aynı anda binlerce bilgisayarın gizlice yönetildiği ağ sistemine 'botnet' adı verildiğini belirten bilişim uzmanları, bu ağı yönetmek için özel olarak tasarlanan kötü niyetli programların da 'bot' olarak adlandırıldığını belirtti. Bir botnet sahibinin, ağı oluşturan bilgisayarları dünyanın herhangi bir yerinden kontrol edebildiğine dikkat çeken uzmanlar, bu ağdaki bilgisayar sahiplerinin makinelerinin siber suçlular tarafından kullanıldığını fark etmediklerini kaydetti. Uzmanlar, 'Zombi Ağı' adı da verilen botnetlerin asıl hedefinin evlerdeki kullanılan bilgisayarlar olduğuna işaret ederek, siber suçluların böylesi bir ağa erişim sağlamak için ne uzmanlaşmış bir bilgiye ne de büyük miktarlarda bir paraya ihtiyacı olmadığının altını çizdi. Bu konudaki hizmetlerin birçok bilgisayar korsanı tarafından küçük ücretler karşılığında sunulduğu belirten bilişim uzmanları, artık botnetlerin, internet üz...</description><author>ayseyasti</author><category>Okunma: 168</category><pubDate>11-Eyl-2008 10:28:19</pubDate></item><item><title>Tam Ramazanlaşma Zamanı</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=117&baslik=tam_ramazanlasma_zamani</link><description>Dünya varolduğu günden bu yana hep döne döne yoluna devam ediyor.. ışık-karanlık münavebesi her zaman aynı.. ne geceler mütemâdî ne de gündüzler; bazen her yanı, kalıcı gibi görünen müthiş bir karanlık basıyor; bazen de ışık gelip karanlığın önünü kesiyor.. zaman oluyor her yan güllük ve gülistanlığa dönüyor; bir de bakıyorsun her tarafta hazanlar esiyor. Öyle meş’um zamanlar oluyor ki, her şey künde künde üstüne devriliyor ve insanî değerler ayaklar altında kalıyor; öyle günler de geliyor ki, “başlarda gezen ayaklar suya eriyor” ve pâyimâl olan değerler başlara taç yapılıyor. Gün oluyor, sinelerden sevgi bütün bütün silinip gidiyor, saygı kinlere, nefretlere kurban ediliyor; kalbî ve ruhî hayat bütün bütün unutuluyor, insanlar birbirleriyle olan münasebetlerinde korkunç krizler yaşıyor, her ifade ve tavır, ürperten bir kopuşun sesi-soluğu hâline geliyor. Bir de bakıyorsun, bütün bu olumsuzluklar bir bir zâil oluyor ve gönüller yeniden şefkatle atmaya duruyor. Öyle sisli-dumanlı anlar ...</description><author>FBADEM</author><category>Okunma: 62</category><pubDate>08-Eyl-2008 09:38:37</pubDate></item><item><title>Güzelliklerin Perdeleri</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=116&baslik=guzelliklerin_perdeleri</link><description>Herşeyde hatta en çirkin görünen şeylerde, hakiki bir güzellik ciheti vardır. Evet, kâinattaki herşey, her hadise, ya bizzat güzeldir. Ona “hüsn-ü bizzat” denilir. Veya neticeleri cihetiyle güzeldir ki, ona “hüsn-ü bilgayr” denilir. Bir kısım hadiseler var ki, zahiri çirkin, karışıktır. Fakat o zahiri perde altında gayet parlak güzellikler ve intizamlar var. Bu cümleden olarak:Bahar mevsiminde fırtınalı yağmur, çamurlu toprak perdesi altında nihayetsiz güzel çiçek ve muntazam nebatatın tebessümleri saklanmış ve güz mevsiminin haşin tahribatı, hazin ayrılık perdeleri arkasında İlahi Celal tecellilerinin mazharı olan kış hadiselerinin tazyikinden ve tazibinden (azap çektirmesinden) muhafaza etmek için nazlı çiçeklerin dostları olan nazenin hayvancıkları hayat vazifesinden terhis etmekle beraber, o kış perdesi altında nazenin taze güzel bir bahara yer hazırlamaktır.Fırtına, zelzele, veba gibi hadiselerin perdeleri altında gizlenen pek çok manevi çiçeklerin inkişafı vardır. Tohumlar gibi n...</description><author>ayseyasti</author><category>Okunma: 120</category><pubDate>09-Haz-2008 09:06:28</pubDate></item><item><title>Sabun Köpüğünden Teknolojiye</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=115&baslik=sabun_kopugunden_teknolojiye</link><description>Çocuklar, sabun köpüğü ile oynamayı çok severler; genelde yuvarlak bir çerçeveyi sabunlu suyun içerisine daldırıp çıkartarak üfler ve baloncukların uçuşunu seyrederler. Sabun köpüğü ve sabun filmleri ile oynayanlar sadece çocuklar değildir. Bilim adamları yüzyıllardır sabun köpükleri ile deneyler yapmakta, matematik teorileri geliştirmekte, değişik yüzeyler elde ederek bu konudaki bilgileri teknolojiye aktarmaktadırlar. Sabun köpükleri ile oluşturulan yüzeylerin çok önemli bir özelliği vardır. Minimum yüzey-gerilim potansiyel enerjisine sahip olan bu yüzeyler, alan olarak da minimumdur. Bu yüzden sabun köpüklerinden oluşan alanlara ‘minimal alanlar’ denir. Kapalı bir çerçeve içerisindeki böyle bir alan, diğer oluşturulabilecek olanlardan her zaman daha az bir alanı işgal eder. Şekil 1’de iki farklı çerçeve ve oluşan alanlar gösterilmiştir. Her bir kapalı çerçeve için böyle en az bir minimal alan oluşturulabilir; bunun ispatlanması matematikçileri epey uğraştırmıştır. Meşhur matematikçi...</description><author>ayseyasti</author><category>Okunma: 199</category><pubDate>26-May-2008 09:48:38</pubDate></item><item><title>Bir Yağmur Damlasının Hikayesi</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=114&baslik=bir_yagmur_damlasinin_hikayesi</link><description>Gökyüzünden bir damla yağmur düşmesi için önce yoğunlaşma dediğimiz hadisenin gerçekleşmesi gerekir. Ve gökyüzünde küçücük, gözle görülmeyecek kadar küçücük katı parçacıklar olmazsa, su buharı yoğunlaşamaz… Yoğunlaşma demek, hava içindeki su buharının su damlacıkları haline geçmesi demektir. Bu katı parçacıklara ‘yoğunlaşma çekirdekleri’ adı verilir. İşte, hava içindeki su buharı, ancak bu çekirdeklerin üzerinde yoğunlaşabiliyorlar. Yoğunlaşma çekirdekleri olmazsa su buharı yoğunlaşamıyor, dolayısıyla ‘su’ haline, yani ‘bulut damlası’ haline geçemiyor. Peki bu ‘yoğunlaşma çekirdekleri’ nasıl şeyler? Onlar katı, küçücük parçacıklar, toz ve tuz partikülleri, rüzgârlarla çöllerden savrulan minnacık kum tanecikleri, yanardağlardan fışkıran ve üst seviyelere kadar yükselen küçük volkanik tozlar, meteor (göktaşları) sağanakları sırasında atmosfere giren dev kütlelerin ufalarak incecik hale gelen parçaları ve nihayet tuzlu okyanuslardan havaya karışan ve sonra rüzgârlarla atmosferin yüksek ta...</description><author>gamze</author><category>Okunma: 454</category><pubDate>08-May-2008 09:47:15</pubDate></item><item><title>Sevgi,Hoşgörü ve Güzel Görme</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=113&baslik=sevgi_hosgoru_ve_guzel_gorme</link><description> SEVGİ, HOŞGÖRÜ ve GÜZEL GÖRMESevgide güneş gibi ol, cömertlik ve yardım etmekte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, hiddet ve öfkede ölü gibi ol, tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol,hoşgörülülükte deniz gibi ol,ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol…Mevlâna’nın söylediği ve günümüze kadar insanlığa ışık tutan sözleriyleyazıya başlamak istedim.Tüm dünyada sevgi ve hümanizm sloganı olarak kabul edilen ”Gel, gel, ne olursan ol gel!İster kâfir ister Mecvveeucirc;si,ister puta tapan ol,gel! Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir. Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da gel! çağrısıyla dil, din, ırk, milliyet ayırmadan insanoğluna seslenmiştir. Aklını gönlüyle, gönlünü aklıyla barıştırmış olan kişi hoşgörülü kişidir. Bir gün,coşkulu bir sema meclisinde, bir sarhoş dalar içeri,sağa sola bu arada Mevlâna’ya da çarparak geçer. Dostları hemen kenara çekip hırpalamak isterken, Mevlana ”Durun” der, ”şarabı o içmiş, sarhoşluğu siz gösteriyorsunuz” Yine Mesnevide bir hikâ...</description><author>bilalbird</author><category>Okunma: 413</category><pubDate>06-May-2008 11:47:39</pubDate></item><item><title>Biz Böyle Bir Milletmiyiz?</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=112&baslik=biz_boyle_bir_milletmiyiz?</link><description> Bugün hepimizin bildiği ama niye böyle oluyor diye düşünmediğimix bir husustan bahsedeceğiz. Bir toplum ancak bu kadar dejenere olabilir. Yaklaşık on gündür İstanbul'da kalıyorum. Medeniyetler başkenti İstanbul ne hale gelmiş. Bir caminin şadırvanında yazan yazı ilgimi çekti. Oda kocaman yazı ile yazmışlar ki herkes görsün diye. ''HIRSIZA DİKKAT'' hemde bir cami şadırvanıda. Başka yerde olsa bir şekilde anlayacağız ama şadırvanda olunca insan düşünmek istiyor. Bizim toplumumuz bu kadar mı bozulmuş? Bir toplum ancak bu kadar yozlaşmış olabilir. Artık camide bile hırsızlık oluyorsa o toplumdan ne bekleyebilirsiniz ki? Zamanı gelmişken dostlarla sohbet ederken Almanya'ya gidip gelen bir arkadaş Almanya da yolda yürürken çimenlerin üzerinde tabelada ''çimlere basmayınız'' yazıyor dedi. İnsan ne varki diye düşünüyor. Yazı yazılması normaldir diye düşünüyor. ama yazı TÜRKÇE deyince orada şaşıp kalıyorsun. İşte biz böyle bir toplumuyuz diye düşünüyorum. Bizi bu hale kimlerin getirdiğini hepi...</description><author>nans</author><category>Okunma: 198</category><pubDate>30-Nis-2008 10:55:48</pubDate></item><item><title>Hicret Eden Kalemim</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=111&baslik=hicret_eden_kalemim</link><description>Bir kâğıt ve titrek bir kalem... Neden titriyorsun ki kalemim? Bugüne kadar kâğıdın önünde eğilmeyen başın nerede? Kendinden emin, o her şeyi bilen ve tartan terazine ne oldu? Seni bu kadar mahzunlaştıran, terazinin kaldıramadığı güllerin ağırlığı mı? Öznesiz kurduğun, sevgiden ve muhabbetten uzak, bencil cümlelerin nerede şimdi? Tükenmez zannettiğimiz kalemler, bitmez dediğimiz sevgiler çoktan göçüp gitmedi mi? Gel, sahip olduğumuz her şey tükenmeden, kokusu bugünlere ulaşan gül çağına seyahat edelim. Artık yüzleşme zamanı geldi sevdiğimizi zannettiklerimizle… Yer Mekke... Yer Medine... Haneleri, hanedanları güle boyanan beldeler. Hissediyorsun değil mi kalemim bu eşsiz kokuyu? Hayatımız boyunca görmüş müydük böylesine mütebessim, böylesine pak sîmâları? Üzerimizdeki bu pamuk elbise, sâde bir sevginin kaftanı olmalı. Nasıl unuturum? Bu kıyafetleri ne gurur, ne kibir giymişti. Ayaklarım yanıyor kalemim! Aşktan kızgın, kirden arınmış bu çöl kumlarında. Kopmuş takvimlere inat yürüyorum s...</description><author>FBADEM</author><category>Okunma: 111</category><pubDate>29-Nis-2008 11:04:21</pubDate></item><item><title>Nasıl Ve Ne Kadar OKUMALI?</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=110&baslik=nasil_ve_ne_kadar_okumali?</link><description>Francis Bacon, 'Kurnaz insanlar okumayı küçümser, basit insanlar ona hayran olur, akıllı insanlar da ondan yararlanırlar.' der. Onun bu sözleri. 'Faydasız ilimden Allah'a sığınırım.' düsturunu hatırlatıyor. Bir insan, okuduğunu hayata geçiriyor, hayata katılmayacak şeyleri okumuyorsa, zihnini faydalı şeylerle besleyip olgunlaştırıyor ve okuduklarından başkalarını da faydalandırıyorsa, 'tam bir adam' seviyesine yükseliyor demektir. Namık Kemal de insanın hayvaniyetinin yemekle, insaniyetinin de okumakla olduğunu söylerken, Kur'ân'ın 'Oku' emrini hatırlatıyor. Kur'ân beşerin insan olması için okuması gerektiğini söylüyor. Fakat bu rasgele bir okuma değil, mürebbiler, muallimler refakatinde gerçekleştirilmesi gereken bir okuma emridir. Hz. Peygamber'e (s.a.v.) okumayı öğreten Allah'tı, Hz. Cebrail idi. En güzel ve en doğru okuma, yaratan Rabbi'nin adı ile olan okumadır. Çünkü insanı Allah kemale erdirir, insan ancak Allah adına gerçekleştireceği okuma ile gerçek olgunluğa erer. Pilinius, ...</description><author>ayseyasti</author><category>Okunma: 254</category><pubDate>29-Nis-2008 09:56:04</pubDate></item><item><title>Bir Veda Mektubu</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=109&baslik=bir_veda_mektubu</link><description>Öğretmenim! Size 16 Ağustos'un yakıcı sıcağına yenik düşmüş Yalova'daki evimden yazıyorum. Saat gece yarısını henüz geçti. İçimde tuhaf bir his var. Sanki, size şimdi yazmasam, bir daha hiç yazamayacakmışım gibi geliyor. Hayatla hesaplaşmak için bu son fırsatımmış gibi hissediyorum.Hatırlar mısınız, yurttan kaçtığımız akşam, bizi bilardo salonunda yakalamış ve yurda döndüğümüzde bana, 'Fatih, bilir misin ki, dünyanın en mutlu cimrisi, edindiği gerçek dostlarını muhafaza edebilendir? Biz gerçekten dostsak, arkadaşlığımızı bilardoya değişemezsin.' demiştiniz. Sonra, uyuyor numarası yaptığım o gece, 'Allah'ım, öğrencilerimi çok seviyorum! Bana, onların yüreklerine tesir edecek sözleri söyleyebilme gücü ver! Bilmiyorlar, bilseler böyle davranırlar mıydı?' diye dua edişinizi, battaniyemin altında akıttığım gözyaşlarımla dinlemiştim. Ah öğretmenim! 'Bu adamın bizimle ilgilenmesinden çıkarı ne?' diye, için için bir öfke duydum, ilk zamanlar. O zamana kadar ya bir karşılık beklenen 'eğer' türü...</description><author>ayseyasti</author><category>Okunma: 209</category><pubDate>28-Nis-2008 09:06:15</pubDate></item><item><title>Hakikat Aşkı</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=108&baslik=hakikat_aski</link><description>Bir şeyin aslı, esası demek olan hakikat, görülen, duyulan ve akledilip kavrananın ötesinde neyin ne olduğunun, ne ifade ettiğinin ve neyi gösterdiğinin apaçık bilinmesi demektir. İnsan, kâinat ve eşyânın, aslı, esası nedir? Bunlar hem teker teker hem de hepsi birden ne ifade ederler; atomlardan nebülolara, insanın en küçük parçacıklarından maddî-mânevî derinliklerine kadar bütün bir varlık ve ondaki nizam, ahenk, güzellik ve hikmet arkasında acaba neler var? Bütün bu gerçekler, rastlantılara verilemeyeceğine göre, mutlaka zerreden seyyârâta her şeyin dayandığı/dayanacağı bir hakikat olmalıdır. Her şeyin gidip istinad ettiği böyle bir hakikat vardır ve onun kendine has evsâfıyla tanınması da her insan için bir vecibedir. İşte böyle bir vecibeyi derin bir iştiyak ve alâka ile takip etmeye 'hakikat aşkı' denir.Topyekün varlık, eşyâ ve hâdiseleri hallaç ederek her nesnenin özüne, esasına, mahiyetine muttali olma hissi, heyecanı, cehdi, gayreti ve tutkusu da diyebileceğimiz böyle bir aşk, ...</description><author>ayseyasti</author><category>Okunma: 134</category><pubDate>14-Nis-2008 09:06:04</pubDate></item><item><title>Güneşten Korunan Akciğerli Balıklar</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=107&baslik=gunesten_korunan_akcigerli_baliklar</link><description>“Su gibi azîz ol!” diyen atalarımız, azîz olmakla su arasında güzel bir benzerlikkurmuşlardır. Su; temizlik, güzellik ve hayat demektir; onun olmadığı bir yerde canlılıktan da hayattan da bahsetmek hayal olur. Suyun renksiz, kokusuz ve tatsız bir madde olduğu bilinir; fakat onun hayata vesile zahirî sebeplerden biri olduğu genelde göz ardı edilir. Oysa su; hava, güneş ve toprakla birlikte hayat, rahmet, bereket ve zenginlik demektir.Su, canlıların en küçük yapıtaşı olan hücrelerin canlılıklarının devamında hayatî bir role sahiptir. Meselâ insan vücudunun yaklaşık %70’i sudan ibarettir, yeryüzünün de yaklaşık % 70’ini su teşkil eder. Hücrelerde cereyan eden kimyevî reaksiyonlar, sulu ortamlarda cereyan eder; diğer bir ifadeyle canlılık faaliyetleri ancak suyun varlığına bağlı kılınmıştır.Su, canlılar için bu kadar hayatî bir öneme sahipken, acaba susuz da yaşayabilen canlı var mıdır? Bu sorunun cevabı ‘evet’tir. Çok hususi bir donanımla yaratılmış olan Afrika balçık balığı (Protopterus)...</description><author>FBADEM</author><category>Okunma: 87</category><pubDate>14-Nis-2008 08:47:43</pubDate></item><item><title>Etkin Nasıl Ders çalışılır</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=106&baslik=etkin_nasil_ders_calisilir</link><description>Hayatta öğrenci olmak. Öğrenciye sorarsan öğrenciden başka herşey olmak. Ama öğrenci olan şunu iyi bilmeliki hayatınmıza bu çağlarda yön veririz. Ne kadar çok ders çalışırsak ileride onu kazanırız. O zaman etkili nasıl ders çalışılır., ETKİN VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YÖNTEMİ SQ3R – İSOAT NEDİR?Çalışma alışkanlıklarını verimli bir sonuca ulaştıracak, etkin - verimli ders çalışma yöntemidir. Öğrenimde başarı ve verimlilik, öğrencilerin başarılarını engelleyen sorunların çözülmesiyle mümkündür. Bu konuda 1920’lerden beri ABD’de yoğun çalışmalar yapılmaktadır. 1940’larda Robinson’un SQ3R Yönetimi 1970’lerde ABD İllinois Üniversitesi’nde J.Allen tarafından Davranış Geliştirme yöntemi olarak grup uygulamasına dönüştürülmüş, 1980’de Boğaziçi Üniversitesi’nde Türk öğrencilere uyarlanmış ve uygulanmaya başlanmış daha sonra diğer öğretim kurumlarında da yaygınlaştırılmıştır.vAmaç:vveemiddot; Her bireyin kişilik yapısına, algılama özelliklerine, dikkat süresine uygun, kişinin kendisine özgü, etkin ve ...</description><author>nans</author><category>Okunma: 126</category><pubDate>13-Nis-2008 16:13:50</pubDate></item><item><title>Çardak ÇPL Hakkında</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=105&baslik=cardak_cpl_hakkinda</link><description>Okulumuz Çardak Çok Programlı Lisesi 1996 yılından berli Çardak Belediyesinin üst katında hizmet vermektedir. okulun Kasabanın merkezinde olması nedeniyle çeşitili problemler ile karşılaşmaktayız. Öğrencilerimizin hareket alanı fazla bulunmamaktadır....</description><author>nans</author><category>Okunma: 93</category><pubDate>13-Nis-2008 16:13:47</pubDate></item><item><title>İnsanlık Sevgiye Hasret Gidiyor</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=104&baslik=insanlik_sevgiye_hasret_gidiyor</link><description>Bugün insanlık olarak insanca davranmayı unutmuş gibi bir hâlimiz var. Varlık içindeki farklılığımızı ifade etmekten çok uzak bulunuyoruz. Melekleri imrendirecek o muhteşem donanımımıza rağmen habîs ervahı bile utandıracak işler yapıyoruz. Kinle-nefretle oturup kalkıyor, gayzla köpürüyor ve birbirimize hep intikam hisleriyle bakıyoruz. Sevgi adına sinelerimiz bomboş, düşmanlık sisi-dumanı sarmış bütün duygularımızı ve yıllar var habersiziz muhabbetin o büyülü tesirinden. Düşüncelerimiz mütemadiyen kötülük duyguları üretiyor. Etrafı yakıp yıkma, her şeyi kendimize benzetme ve “öteki” dediklerimizi baskı altına alma âdeta ahvâl-i âdiyeden. Çoğumuz itibarıyla akla-mantığa rağmen hep hislerimizin güdümünde yaşıyoruz. Bizim gibi düşünmeyenleri ezme, susturma en bâriz şiarımız. Bazı problemlerin farklı çözüm yolları da olabileceğini hiç mi hiç düşünmeden bildiğimize gidiyor ve yapmalar yolunda ne yıkmalara ne yıkmalara sebebiyet veriyoruz. Birbirimizin gönlüne girerek can diliyle, gönül beya...</description><author>ayseyasti</author><category>Okunma: 73</category><pubDate>08-Nis-2008 09:18:58</pubDate></item><item><title>Zamanında Konuş(a)mamak Problem Olabilir mi?</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=103&baslik=zamaninda_konus_a_mamak_problem_olabilir_mi?</link><description>“Üç yaşına gelmesine rağmen hâlâ konuşamayan Ahmet için, anne-babası ‘Bugün-yarın konuşur.’ diye beklemiş; fakat akranları konuştuğu hâlde o, konuşmaya bir türlü başlayamamıştı. Aile büyükleri, akrabalardan da geç konuşanlar olduğunu söyleyerek biraz daha sabırlı olunmasını tavsiye ediyordu. Fakat geçen her gün, soruları ve anne-babanın endişelerini artırıyordu. Ahmet konuşabilecek miydi? Bu gecikme bir problemin habercisi olabilir miydi? Çocuklarda konuşamamanın ne gibi sebepleri vardı?” ... Konuşma, içtimaî hayatın en önemli unsurlarındandır. Kişi hayatı boyunca kendini farklı şekillerde ifade eder. Yüce Mevlâ’nın sadece insana bahşettiği bu kabiliyet, hayatı oldukça kolaylaştırmaktadır. Konuşmanın eksik olduğu bir hayatta, çeşitli sıkıntıların ortaya çıkacağı muhakkaktır. Beyan, insanın kendini tanıması ve tanıtmasında, dinin tebliğinde, hayata dâir vazifelerde, içtimaî hayatın devamlılığında önemli bir yere sahiptir. Dili güzel kullanmasına paralel olarak, kişinin gerek ferdî gerek...</description><author>FBADEM</author><category>Okunma: 142</category><pubDate>08-Nis-2008 08:52:14</pubDate></item><item><title>Affetmek</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=102&baslik=affetmek</link><description>Bir lise öğretmeni günün birinde derste öğrencilerine bir teklifte bulunur:- Bir hayat tecrübesi yaşamak ister misiniz? Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul ederler.- O zaman!, der öğretmen.- Bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin. Öğrenciler bunu da kabul ederler.- Şimdi yarınki ödevinize hazır olun. Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz! Öğrenciler, bu işten pek birşey anlamamışlardır.Ama, ertesi sabah hepsinin sıralarının üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır. Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen:- Şimdi,bugüne dek affetmeyi istemediğiniz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun. Bazı öğrenciler torbalarına üçer-beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur. Öğretmen, kendisine Peki şimdi ne olacak? der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar:- Bir hafta boyunca nereye giderseni...</description><author>bilalbird</author><category>Okunma: 145</category><pubDate>06-Nis-2008 14:08:13</pubDate></item><item><title>Şefkat</title><link>http://www.cardakcpl.k12.tr/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=101&baslik=sefkat</link><description>Günümüzde topyekün dünya ve hususiyle de bizim coğrafyamızdaki milletler, şimdiye kadar olanlardan çok farklı ve öncekilerle kıyas edilemeyecek ölçüde tehlikeli bir dönemeçten geçmekte. Öyle ki, her an bütün dengelerin alt-üst olması, milletlerarası muvazenenin bozulması ve bir kısım herc ü merçlerin yaşanması kaçınılmaz gibi görünüyor. Değişik toplumlar ve bu toplumlar içinde farklı görüşteki, farklı düşüncedeki grupların hemen hepsi sürekli kinle, nefretle, öfkeyle oturup kalkıyor; akla-hayale gelmedik ifnâ ve itlâf projeleri arkasında koşuyor. Her millet ve o milletin içindeki farklı kesimlerin herbiri, “öteki” dediği şahıs ve grupların, kuş gribine maruz kanatlılar gibi yakaladığı yerde hakkından gelmek istiyor; mütemâdiyen intikam hissiyle homurdanıp duruyor; yeni yeni düşmanlık senaryoları üretiyor ve hep öldüren bir kin ve nefret duygusuyla yatıp kalkıyor. Bu atmosferde neş’et eden insanın sevgiden haberi yok, sevmeyi silip atmış sözlüğünden ve hafızasının hiç renk atmayan en ca...</description><author>FBADEM</author><category>Okunma: 42</category><pubDate>01-Nis-2008 09:18:37</pubDate></item></channel></rss>